Önüm Arkam Sağım Solum Sanat!

İlk Sin

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Arama

istatistikler

Üyeler: 64
Haberler: 57
Linkler: 0
Ziyaretçi: 3656
Yabancı
Yazar Sinem Sal   
15 07 2008

Sanırım sizde gidecekmişsiniz öyle mi?Olsun.Yine de boynunuzun çıplak yerine çatıdan damlayan bir yağmur damlası olup düşmek isterim.Belki yine tutturamam hedefimi ve en sevdiğiniz beyaz gömlekte leke olurum.

Keşke biraz daha vaktiniz olsaydı.Adınızı bile söylemediniz.Dudaklarınızı aralamanızı yanlış anlamazdım oysa.Dilizin gözümün önünde dans etmesini, bel kıvırmasını da tahrik edici bulmazdım üstelik.

Kokunuzu burnuma davet etmedim.Belki gitme kararı alırsam yine, hatırlamak istemem boynunuzu.

Bazen senelerdir tanıdığınız insanlardan daha çok güven verebiliyormuş sadece bir saattir tanıdığınız biri.Siz hiç kimseyi ağlattınız mı?

 
Geri alma tuşuna bir kez benim için basın
Yazar Sinem Sal   
15 07 2008
Dinlenmek için geldiğim pansiyonda yalnızlığımı daha da hissetmeye başladım.

“Ayaklarınızı iyice siliniz”

Pansiyon kapısından içeri girmeden önce dış dünya kirlerimizi orada bırakmamızı istiyorlardı. Oysa bir avuç kum getirmiş olabilirdim en fazla. (Temizlik imanın şartlarındandı.) Zaten böyle değil midir ? Yeni bir dünyaya girecekseniz,eskiye dair ne varsa bırakmalıydınız.Düşündüm, o halde bu kapıda epey birikim vardı.

Asık yüzleriyle karşılandım birkaç çalışanın. Gençken hakları için uğraşıp didindiklerimiz amneziye uğramış beyinleriyle örtünmüşler.( Bu hak verilmişti çünkü kendilerine 2000’li senelerde.)
 
Çekirdek
Yazar Sinem Sal   
26 08 2008
    Dilimi ısırdım ve sustum. Eğer beynin kavrayabileceğinden daha fazla şeyi yükleniyorsa , çökmesi kaçınılmazdı. Ve sen ne kadar çabalarsan çabala zaman zaman anlamlandıramadığın birçok şey olacaktı. Susmak için dilini ısıran biri muhtemelen ağzından sarsıcı bir çığlık kaçıracaktı. Dişinizin dilinizi ısırmasına rağmen, bunu ilk fark eden beyniniz olacaktı. Kim bilir belki de en tepeden her şeyi denetliyordu. Ve sonrasında "acı çekiyorsun" diyordu. Siz de inanıyordunuz. Susmak adına ısırdığınız dilinizin yandığını ve o pembe , kalın ete bir şeylerin battığını hissediyordunuz. Çığlık... Susmak isterken, bazen daha büyük bir gürültü koparabiliyordunuz. Dudaklar bazen bir barajın önünü kapatan tahtalar gibidir, zamansız kaldırılırsa tüm birikiminizi akıtırsınız. Fayda mıdır dersin? Ben bundan seli anlarım, felaketi.
 
Dünya notları
Yazar Sinem Sal   
15 07 2008

Anneniz bebek sahibi olabileceğini kanıtlamak istiyor kendisine.İyi ki doğuyorsunuz!Plasentanızın

yokluğunu aratmıyor bir süre size.(Daha sonraki zamanlarda yırtılan kızlık zarı gibi deliniyor koruyucu olan her şey.)

Bireysel çıplaklığınızda bireysel yaşamınızı sürmelisiniz.Bir başınıza düşecek,bir başınıza sevişecek,bir başınıza ağlayacak ve bir başınıza öleceksiniz.

Ana rahminden düştüğünüz andan itibaren yalnızsınız.

İsmi ve cismi doğumundan önce çizilenlerdenseniz hayat boyu "nefes almak" fiilini her türlü zamana çekimleyebilirsiniz.(Başka bir eylem sürdürmeniz olanaksız bu durumda.Ezbere hayatınızı takdir ediyorum (!).)

 
Karga ve Kadın
Yazar Sinem Sal   
19 11 2008
Şuh...

gagasında kemikten bir parça taşıyor
kızıl renkli bir karga
şimdi hangi toprağın altına gömse
insan fışkırır gün yüzüne

ellerini tutsan tutamazsın
tuz ve buz olmuştur dirsekleri
ince bir yağmurda, senin başlattığın

bir kadın dişiliğini kırıyor göl üstünde
ısıramıyor kemikten parçaları
sırtını çevirip yüzünün ters yüzüne
gösterir şimdi yıldız izlerini
titrik titrik diken taneleri gibi
duruyor deniz kestaneleri
oyukluğunda belinin

su bulanık akıyor akşamın mahremine
balıklar kum altında sevişir

Yılkı...

kadına göre tüm kemik parçaları
birer yılkı atı
kış gelir gelmez çeker ayaklarını
tarla başından nal pasları
didik bir yalnızlık vardır etinde artık
kimle öpüşse eksik kalır dudakları

sırtında deniz kestaneleri açan kadın
oturup kabuğunu soyamamıştır
kahverengi yaralarının

karganın teki pelesenkle örtmüş dilinin üstünü
açsan açılmaz bir kapıdır şimdi ağzı
tadamamış kadın bu sebepten hiçbir sütü

kış gelmiş diye şimdi
yaz yerine mi gitmek gerek dünyanın

geçer dedi diye
bekliyor kadın pelesenkli diliyle

Penetrasyon...

sen, hiçbir dala tünmeye niyeti olmayan
kadına hep işitmeyen kulağını uzatan
tüyleri sınır ötesi arbede kokan karga
gagandaki kemik parçalarında aldatma kokuyor
artık hiçbir gökyüzü huzur getirmez sana

havanın kendini kendi içine çekememesi var ya...

İlmek...

iki eli bağlamaya kalkar Medusa, saçlarıyla
iki kara parçası olmuştur iki el o yatakta
Medusa'nın saçları mı dersin
bir ilmeklik köprüdür, ayrı düşen iki kıta arasında

çözülür dediğin her düğüm
ipin ömrünü kısalttı
tam da bu yüzden
kimseyi kendine bağlama dedi
tünemeyi bilmeyen o karga

Sızı...

kadın yaslanmış bir ağaca duruyor orada
kürek kemiğiyle eşeliyor toprağı
tarihe gömülü kemik parçaları aradığı
tarihe gömülü onlarca yılkı atı artığı

kables mideli bir karga kalmışsa seninde ardında
derim kadına sızmasın kanı içinden içeri
ellerin nereye dokunsa bu kış vakti
iz bırakan birer mühürdür artık
imzası da kemik parçaları gömen bir gagada gizli

dili yalama olan hiçbir kapı
bilmelisin ki kapanmaz bir daha
sırtında deniz kestaneleri büyüten kadın
şimdi hiçbir tanrı bağışlayamaz ellerini sana

kargalaruçmayıbilmeseydiöğrenirlerdikalmayıda
 
<< İlk < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sonuç 11 - 19 Toplam 19