|
Yazar Sinem Sal
|
|
15 07 2008 |
|
Sanırım sizde gidecekmişsiniz öyle mi?Olsun.Yine de boynunuzun çıplak yerine çatıdan damlayan bir yağmur damlası olup düşmek isterim.Belki yine tutturamam hedefimi ve en sevdiğiniz beyaz gömlekte leke olurum. Keşke biraz daha vaktiniz olsaydı.Adınızı bile söylemediniz.Dudaklarınızı aralamanızı yanlış anlamazdım oysa.Dilizin gözümün önünde dans etmesini, bel kıvırmasını da tahrik edici bulmazdım üstelik. Kokunuzu burnuma davet etmedim.Belki gitme kararı alırsam yine, hatırlamak istemem boynunuzu. Bazen senelerdir tanıdığınız insanlardan daha çok güven verebiliyormuş sadece bir saattir tanıdığınız biri.Siz hiç kimseyi ağlattınız mı?
|
|
|
Geri alma tuşuna bir kez benim için basın |
|
Yazar Sinem Sal
|
|
15 07 2008 |
Dinlenmek için geldiğim pansiyonda yalnızlığımı daha da hissetmeye başladım. “Ayaklarınızı iyice siliniz” Pansiyon kapısından içeri girmeden önce dış dünya kirlerimizi orada bırakmamızı istiyorlardı. Oysa bir avuç kum getirmiş olabilirdim en fazla. (Temizlik imanın şartlarındandı.) Zaten böyle değil midir ? Yeni bir dünyaya girecekseniz,eskiye dair ne varsa bırakmalıydınız.Düşündüm, o halde bu kapıda epey birikim vardı. Asık yüzleriyle karşılandım birkaç çalışanın. Gençken hakları için uğraşıp didindiklerimiz amneziye uğramış beyinleriyle örtünmüşler.( Bu hak verilmişti çünkü kendilerine 2000’li senelerde.)
|
|
|
Yazar Sinem Sal
|
|
26 08 2008 |
|
Dilimi ısırdım ve sustum. Eğer beynin kavrayabileceğinden daha fazla şeyi yükleniyorsa , çökmesi kaçınılmazdı. Ve sen ne kadar çabalarsan çabala zaman zaman anlamlandıramadığın birçok şey olacaktı. Susmak için dilini ısıran biri muhtemelen ağzından sarsıcı bir çığlık kaçıracaktı. Dişinizin dilinizi ısırmasına rağmen, bunu ilk fark eden beyniniz olacaktı. Kim bilir belki de en tepeden her şeyi denetliyordu. Ve sonrasında "acı çekiyorsun" diyordu. Siz de inanıyordunuz. Susmak adına ısırdığınız dilinizin yandığını ve o pembe , kalın ete bir şeylerin battığını hissediyordunuz. Çığlık... Susmak isterken, bazen daha büyük bir gürültü koparabiliyordunuz. Dudaklar bazen bir barajın önünü kapatan tahtalar gibidir, zamansız kaldırılırsa tüm birikiminizi akıtırsınız. Fayda mıdır dersin? Ben bundan seli anlarım, felaketi.
|
|
|
Yazar Sinem Sal
|
|
15 07 2008 |
|
Anneniz bebek sahibi olabileceğini kanıtlamak istiyor kendisine.İyi ki doğuyorsunuz!Plasentanızın yokluğunu aratmıyor bir süre size.(Daha sonraki zamanlarda yırtılan kızlık zarı gibi deliniyor koruyucu olan her şey.) Bireysel çıplaklığınızda bireysel yaşamınızı sürmelisiniz.Bir başınıza düşecek,bir başınıza sevişecek,bir başınıza ağlayacak ve bir başınıza öleceksiniz. Ana rahminden düştüğünüz andan itibaren yalnızsınız. İsmi ve cismi doğumundan önce çizilenlerdenseniz hayat boyu "nefes almak" fiilini her türlü zamana çekimleyebilirsiniz.(Başka bir eylem sürdürmeniz olanaksız bu durumda.Ezbere hayatınızı takdir ediyorum (!).)
|
|
|
Yazar Sinem Sal
|
|
19 11 2008 |
|
Şuh...
gagasında kemikten bir parça taşıyor kızıl renkli bir karga şimdi hangi toprağın altına gömse insan fışkırır gün yüzüne
ellerini tutsan tutamazsın tuz ve buz olmuştur dirsekleri ince bir yağmurda, senin başlattığın
bir kadın dişiliğini kırıyor göl üstünde ısıramıyor kemikten parçaları sırtını çevirip yüzünün ters yüzüne gösterir şimdi yıldız izlerini titrik titrik diken taneleri gibi duruyor deniz kestaneleri oyukluğunda belinin
su bulanık akıyor akşamın mahremine balıklar kum altında sevişir
Yılkı...
kadına göre tüm kemik parçaları birer yılkı atı kış gelir gelmez çeker ayaklarını tarla başından nal pasları didik bir yalnızlık vardır etinde artık kimle öpüşse eksik kalır dudakları
sırtında deniz kestaneleri açan kadın oturup kabuğunu soyamamıştır kahverengi yaralarının
karganın teki pelesenkle örtmüş dilinin üstünü açsan açılmaz bir kapıdır şimdi ağzı tadamamış kadın bu sebepten hiçbir sütü
kış gelmiş diye şimdi yaz yerine mi gitmek gerek dünyanın
geçer dedi diye bekliyor kadın pelesenkli diliyle
Penetrasyon...
sen, hiçbir dala tünmeye niyeti olmayan kadına hep işitmeyen kulağını uzatan tüyleri sınır ötesi arbede kokan karga gagandaki kemik parçalarında aldatma kokuyor artık hiçbir gökyüzü huzur getirmez sana
havanın kendini kendi içine çekememesi var ya...
İlmek...
iki eli bağlamaya kalkar Medusa, saçlarıyla iki kara parçası olmuştur iki el o yatakta Medusa'nın saçları mı dersin bir ilmeklik köprüdür, ayrı düşen iki kıta arasında
çözülür dediğin her düğüm ipin ömrünü kısalttı tam da bu yüzden kimseyi kendine bağlama dedi tünemeyi bilmeyen o karga
Sızı...
kadın yaslanmış bir ağaca duruyor orada kürek kemiğiyle eşeliyor toprağı tarihe gömülü kemik parçaları aradığı tarihe gömülü onlarca yılkı atı artığı
kables mideli bir karga kalmışsa seninde ardında derim kadına sızmasın kanı içinden içeri ellerin nereye dokunsa bu kış vakti iz bırakan birer mühürdür artık imzası da kemik parçaları gömen bir gagada gizli
dili yalama olan hiçbir kapı bilmelisin ki kapanmaz bir daha sırtında deniz kestaneleri büyüten kadın şimdi hiçbir tanrı bağışlayamaz ellerini sana
kargalaruçmayıbilmeseydiöğrenirlerdikalmayıda
|
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 11 - 19 Toplam 19 |