Önüm Arkam Sağım Solum Sanat!

İlk Sin

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Arama

istatistikler

Üyeler: 141
Haberler: 113
Linkler: 0
Ziyaretçi: 32435
Bir.
Yazar Sinem Sal   
23 04 2010
o günler de eksildi
duvarlar, duvarlar, duvarlar
yükseliyor ve bir balık gibi ortasındayım
deniz desem, değil
rakı desem, değil
betondan daha soğuk baltalar gibi
uzandı boynuma eller
insanların elleri
hayvanların elleri
eşyaların elleri

hangi ömürden kaçıyordunuz siz böyle
bin küsür duanız vardır hepinizin
bin küsür yılınız varmış gibi
hangi incirin kabuğuydunuz
hangi çekirdeğin inciri
o günler de eksildi
duvarlar, duvarlar, duvarlar
alçalıyor ve bir çocuk gibi ortasındayım
sokak desem, değil
oda desem, değil

ve böyledir, dedi bana bir peygamber
gecenin himayesinden sıyrılan çocuk gibi
kendi yarattığı dine tapacak bir kendi bulamadığı gibi
kimselerle sevişemediği
kimselerle dövüşemediği gibi
yani, bak gözleri çivisinden ayrılmış insan
gece, düzgün edilmiş bir küfür gibi
gece, en çok ihtiyaç duyduğun
gece, duvarları kendi ellerinle ördüğün
gece, kendi yarattığın peygamber gibi
bir kişi bile mi inanmadı sana
çünkü benim bildiğim her gemi karada boğulur

neyin ağzıydım ben böyle
içimden çıkmak bilmeyen
içimden ayrılmak bilmeyen
içimden gelmeyen
içimden bir türlü gelmeyen
sözleri kim söyledi benden önce

o günler de eksildi
bir alkışın havada dağıldığı gibi
dağıldı heveslerim

bazen uykular rüya getirmez
bazen rüyalar uyku

Sinem Sal
 
Parça
Yazar Sinem Sal   
23 04 2010

yalnızca benim fikrim değildi
zaman zaman başkaları da söylüyor
bir iğne ki bir arının kıçına girdiğinden utanıyor
bir düşünce ki aklına gelse yanakların kızarıyor
yalnızca benim fikrim değildi
başınızdan dökülen yaldız olamaz
başka bir isim altında yoklamış sizi:
toz

bir kapı aralığına da sığar her şey
mesela çocukken, sevişen anne baba
mesela açıldığında yüze vuran yığınla toz
mesela daha erken girilmesi şart olan oda
iki parmağım arasında sıktım inciri
şehvet, bal, kurt
iki parmak arasına da sığar her şey
mesela o çok sevdiğin nikotin
mesela kenevir tarlaları
mesela kalemin
sıktım yüzünü insanın, parça ve parça:
köz

aklım kendini içimdeki suya bıraktı
oltalar! saldırın!
oltalar! yakalayın!

yalnızca benim fikrim değildi
öpüşmeyi yasaklamak için
boğazlarından kesmek insanları
ve ben dahil kimse bilmiyordu
hayat
tam suratının ortasına indireceğin tokatı
bileğinden kesen balta gibi

eğildim de baktım tadına kendimin:
haz

buoyunlarınhiçbirininadıyalnızlıkolamaz

Sinem Sal

 
sen in
Yazar Sinem Sal   
13 06 2009
Belki teninin altında
o, ağzı hiç susmayan aynalar
kırılmaktan vazgeçtiği anda
sen de dokunabilecektin kendine
iklimine uygun bir mevsimin geçişi gibi
uğurlayacak ve karşılayacaktın bir ötekini

an dediğin, di'li geçtiğinde
anı olacaktı artık
ki bir bezginlik uzanır senin, bir ikindi vakti
istiareye yatmış dilinde

oysa terin, serin bir imzasıdır bedeninin
ki sıksak boşalmıyor, bir meyvenin suyu
bile çekirdeğine hapsetmiş özünü
kırsan parçalanacak
bekletsen kuruyacak diye
vazgeçiyorsun

evet, dün ve bugün yaptığın gibi
evet, yarın ve ondan sonraki gün de olacağı gibi
kök vereceksin toprağa
kök verecek ve tek başına yükseleceksin
göğün mavi olmaktan usandığı katına çıkacaksın
taşıyacaksın meyvenin birini
dalının güçlü ucuyla en yükseğe
evet, kimsenin göremediği yerler gibi
evet, dağ ve pusun arkasında kalan yerler gibi
bir yere geleceksin

kökünden uzak düştüğünden midir
nedir , kimsenin olmadığı o yerde
o çok sakındığın meyveyi
çürütmeyi bekleyeceksin


an, anı olduğunda değişmez takvimi

Sinem Sal
 
Sarmaşık, Buz ve Kül
Yazar Sinem Sal   
14 04 2009

Sesler, yüzler ve ayaklardan geçiyorum
Yanına gelirken ve getirirken sancılarımı karnımda
Heyecanla açılacak kapılar bekliyor insan
Yolların üstündeyken

Baharat kokan sokaklardan geçiyorum
Tenimde zamansız açmış bir sarmaşık
Boynuma ve boğazıma dolana dolana
Soğuktan korur sanıp koparıp atmıyorum
Oysa insanlar,
etrafta bulanık akan kalabalıktan artanlar
Seni zamansız buduyorlar kollarından
Bundan hiç açılmıyorsun bana

Bense
Bir yaprağın su sıkıntısında boğuluyorum
Hani diyorum birkaç adım daha gitsem
Çöl, kahvenin renginden usansa da
Bir yerde terk etse iklimini
Ben boynumda sarmaşıklarla koşturmasam
Hani hiçbir şeyi değiştirmeden
Olduğu ve kaldığı gibi bırakabilsem

                                                                  Kendine göre bir kıyı arıyorsun,
                                                                  bilmiyorsun:
                                                                 Gemiler karaya sadece
                                                                 dinlenmek için yanaşır


Şimdi aradan yıllar geçmiştir
Sis ve pus içinde
Olsa olsa buzdur ellerimden kayan
Buz ki ya kırılır ya erir
eksik bir anı dokunur yanağımın boşluğuna
ne yapsam ve ne etsem
anımsayamam...
                                                             -Dilerim dokunmuştur küskünlüğün
                                                              Unuttuğun zamanlara                                                               

                                                             Küskünlük közdür, eritir
                                                             Suskunluksa körüktür
                                                             Üflesen bir dua, bir de yangın kalır
                                                             Geriye


Ben olmasam kim, ne için ve niye
anlatsın ki seni
boynumda sarmaşık dalları büyüten kökü, dün gece
kestim!

Sinem Sal

 
Düşün-ce
Yazar Sinem Sal   
07 04 2009

 

                                                   Bana verdiğiniz süngüyü sırık yaptım atladım gökkuşağından.

                                                   Aşağıdan bakınca yedi renkmiş. Ben binlercesine daldım.

                                                   Görmediniz.

hayat tam ortasından bölüyor her şeyi
ufuk çizgisi süngüdür
ben bundan bölüşmeyi anladım
siz yaralamayı evreni

oysa
yara dediğin tazelenmesidir tenin
ama senin kalbinde bir kafes
salmıyorsun som reçel akıtacak ruhunu dışarı
ama senin beden kovuğuna
hiçbir kuş yuva yapmıyor diye
atmıyorsun örümcek ağlarını

bir kuşun havalanması için
iki kanadı birbirine değmemeli
siz bundan ayrılığı anladınız
ben uçabilmeyi

 

 Sinem Sal

 
<< İlk < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>

Sonuç 21 - 29 Toplam 29