|
Yazar Sinem Sal
|
|
15 07 2008 |
|
İçimde bir kiremit kırılıyor, Üzülmüyorum bile... Ben beyaz bir duvara turuncu bir çizgi çektim. Beyaz, pürüzlü bir duvara Portakal dilimi çizdim, Tadını bilmeden yıkılmasın diye. Ayna...O beni her seferinde kötü hatırlayacak olan tek kişi (bile değil aslında) hayatta.Ayna, her daim eğilip onda yüzümü izlememi umduğu için duruyordu orada, öylece.Önünden adamlar geçti, kadınlar geçti, hatta bir keresinde salondan mutfağa taşıdığım sandalye tekme atmıştı aynaya da ayağını çatlatmıştı.Bense üstüne parçalar dökülen halıma üzülmüştüm. Ayna...Terk ettiğimde en çok onun canı acıdı bu hayatta.Çünkü ben ne zaman karşısına geçmesem, ne zaman bakmasam yüzüne, ki benim yüzümü hep kendisininkiyle karıştırırdı, yalnız kalırdı. Ayna, ne vakit biri geçmese önünden yanlışlıkla , üstüne portakal dilimi çizdiğim pürüzlü duvarı yansıtırdı.Ve hiç hoşnut değildi bu durumdan.Ne ayna yalnızlığı seviyordu, ne de portakal dilimi düşmeyi istiyordu aynanın hırsız tenine. Ayna, gittiğimde yapayalnız kalıyordu.Ve insanın doğasında vardı: eğer gittiğinizde yeriniz asla dolmayacaksa daha kolay gidiyordunuz. Ayna, ben ona bakıp ağlamazsam, onu bile beceremeyen varlıktı.Bundandır onu terk edişim. Sinem Sal
|
Yorumla
2010-03-2015:17:29 Bundandır 'o'ndaki terkedilişlerim..