| sen in | E-Posta |
| Yazar Sinem Sal | |
| 13 06 2009 | |
|
Belki teninin altında o, ağzı hiç susmayan aynalar kırılmaktan vazgeçtiği anda sen de dokunabilecektin kendine iklimine uygun bir mevsimin geçişi gibi uğurlayacak ve karşılayacaktın bir ötekini an dediğin, di'li geçtiğinde anı olacaktı artık ki bir bezginlik uzanır senin, bir ikindi vakti istiareye yatmış dilinde oysa terin, serin bir imzasıdır bedeninin ki sıksak boşalmıyor, bir meyvenin suyu bile çekirdeğine hapsetmiş özünü kırsan parçalanacak bekletsen kuruyacak diye vazgeçiyorsun evet, dün ve bugün yaptığın gibi evet, yarın ve ondan sonraki gün de olacağı gibi kök vereceksin toprağa kök verecek ve tek başına yükseleceksin göğün mavi olmaktan usandığı katına çıkacaksın taşıyacaksın meyvenin birini dalının güçlü ucuyla en yükseğe evet, kimsenin göremediği yerler gibi evet, dağ ve pusun arkasında kalan yerler gibi bir yere geleceksin kökünden uzak düştüğünden midir nedir , kimsenin olmadığı o yerde o çok sakındığın meyveyi çürütmeyi bekleyeceksin an, anı olduğunda değişmez takvimi Sinem Sal |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İlk Sin |
| Biyografi |
| Eti Zihne Dönüştürenler (Şiir-Sin) |
| Biri-kim?(Deneme- Sin) |
| Bellekten Kesitler(Hikaye- Sin) |
| Dökülenler ve Saçılanlar ( Günce - Sin) |
| Ziyaretçi Sin |
| Anke Sin |
| Ulaşım Sal |



Yorumla
2009-11-1011:29:08 Dünya, "dün" olduğunda..
İki 'evet' arası bunca tereddüt.. Oysa yeni elbiseler dikilmeyecek kimsesiz çocuklara eskimiş ömürlerimizden