Kategoriler
| İlk Sin |
| Biyografi |
| Şiir Sin |
| Deneme Sin |
| Hikaye Sin |
| Günce Sin |
| Ziyaretçi Sin |
| Anke Sin |
| Ulaşım Sal |
Giriş Formu
Arama
istatistikler
Üyeler: 64Haberler: 57
Linkler: 0
Ziyaretçi: 3669
| Doğum Öncesi Sancıları | E-Posta |
| Yazar Sinem Sal | |
| 16 07 2008 | |
|
Yine aç gözlülüğü tutmuş.Kendimi bulmak adına , kendimden giderken yere serptiğim buğday tanelerinin hepsini yiyip bitirmiş.Oysa ardımdan gelişini, benimle olmak içindir diye düşünmüştüm.Yanılgı...Karnını doryurmak için yapmayacağı şey yoktu bu dünyada.Ve onun tokluğu benim midemde ağrıydı. Soğuk mavi rengi bir gökyüzünün altından geçiyoruz Solona ile.Onu çocukken mahalle arkadaşlarımla evcilik oynarken doğrudm.Sarışınlığıma inat gibi simsiyah , dümdüz saçları olan bir kadındı.Kanatları olmadan da uçulabilceğini ondan öğrendim ben.Nili rengi gözlerinde annemin menekşelerinin üstündeki siyah benekler yaşardı.Nisana gücenmiş bir mayıs gecesinde evcilik oynadığımız o çivi pası renkli arazide, kansız ve sancısız doğurdum onu.
Bazen ellerim karıncalanıyor.Sürü halinde parmak aralarımdan geçen karıncaların ayakları sesimi titretiyor.Korkularım ağzımdan fışkırmış bir küfür gibi çarpıyor yüzüne insanların.Hassas ve dokunaklı bir kuş tüyüne taş sertliğini anlatabilmek kadar imkansız bir şey yapmaya çalıştıkları.Yine de dilimi ısırmaya çalışıyorum.Susmak bazen seni olup biten her şeyi kavramışsın gibi gösterir demiştin bana.Sanırım haklıydın. Solona bunca yıl sonra ona neden ihtiyaç duyduğuma anlam veremeyen gözlerle odamı izliyor.İçeride ağlayan bebek sesine aldırış bile etmiyorum.Duvarlarımın yer yer sıvaları dökülmüş,masanın üstünde yarısı okunmuş diğer yarısı da dokunulmuş bir kitap uzanıyor.Yanıma uzanıyor Solona ve saçlarımdaki ter yığınlarını üflüyor.Kocam hemen yanımda uzanmış içeride ağlayan bebek seslerini duymuyor bile.Bir ara elini belime dolamaya çalışıyor, beceremeyince tekrar yastığının altına yerleştiriyor metal kokusu sinmiş avuçlarını.
Gecenin esmerliği yerini Solona’nın nililiğine bırakıyor.Sabaha karşı bu vakitte ellerimin üstündeki karıncalar karnımda uyanıyor.Bir kaynak buluyorlar adeta .İçlerinden biri kazmayı saplamış olacak ki kaynağın özü ağzımdan , dudaklarımdan fışkırıyor.İçimde memnun olmayan bir şey var adeta, dışarı çıkmak için beni yırtıyor.
- İt!
Elimi tutarken bile umursamıyorum sıcaklığını.Bacaklarım ayrı düşmüş iki dağ gibi duruyor yatağın üstünde.Nefes alıp veriyorum.Hatta doğduğumdan beri nefes alıp vermeme rağmen ilk kez bu derece farkındalığında olarak bu eylemi gerçekleştiriyorum.İki dağ arasından kızıl sular akıyor.Styx üstünde gezinen Charon gibi karşılanıyor dünyaya hoş gelen.Yüzünü görmüyorum.İçimden bir şeyler ayrılıyor.Karıncalar gezinmeyi kesmiş sanki.Charon’la aramda o kızıl yağmurlar üstünde açan etten bir gökkuşağı var, ıslak.Koparılıyor.
Elimi tutan sıcaklığı hissetmiyorum.Bedenim buz kesmiş tüm bu debelenmelere rağmen.Başım yana doğru düşüyor.Dudaklarımda kendine kırgın bir kıvrılma, zaten ben kırılgan gülüşlü bir kadındım, öyle söylemişti beni ilk gördüğü o akşam üstünde.
“Buruk ve cam buğusu gibi bir sesin var, elinin tersiyle silemediğin.”
Kangurunun kesesine sıkışmış iki karınca gibi hissediyorum Charon’larımı.Tüylü kadife tenimde ter birikintisi kesesinde gizleyeceğim, iki badia.Öyle ki ne kan var doğumda ne de dikiş yaraları.
Gecenin esmerliğinin yerini Solona’nın nililiğine bıraktığı o gecede, ağlayan bir komşu bebeğinin sesinde boğarken düşlerimi Uğur’un sarılabileceği kadar ince belimde karıncalar hissetmiyorum.Terler basıyor çukurlarını bedenimin, ben ki o boşlukları doldurmayı hiç öğrenemedim.
Bir kadın , çoğalamadığı vakit, her kim olursa olsun etrafındaki tekil hissediyordu kendisini.
Evine giderken yolunu kaybetmiş çocuk gibi kalakalıyorum gecenin ortasında, çocukken doğurduğum o kadınla aynı yatakta.
İçimde büyüyen bir şeyler var.İçimde büyüyen bir şeyler var ve ben bir türlü anne olmayı beceremiyorum.Doğumsuz sancı, gerçekleşmeyen kısır bir hayalin başlangıcı.
Sinem Sal
Sinem Sal |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
