|
Kendisiyle Bitişik Yaşayan Adam ve Aynanın Arkasında Unutulan Yüz Lehçesi |
E-Posta
|
|
Yazar Sinem Sal
|
|
01 10 2008 |
|
Önüm , arkam, sağım , solum Kayboldu. Debelenip durmam arayışımdandır belki. Aramaya o kadar yoğunlaşmışım ki Ben her neyi bulduysam İnandırmadım kendimi aradığımın o olduğuna. Bana oyunu yanlış mı anlattılar yanlış mı anladım bilemedim. Kim bilir belki bunca aramalar ve bunca rastlayamamalar Bulma anında tek cümle söyleyebilmek içindir: Ben çok yoruldum gelirken teninizde konaklayabilir miyim?
Gece olmuş. Havanın içinde baharatlı bir koku var. İçine çektiğinde boğazını yakan bir tadı var bu mevsimlerin. Nerden aklına esmişse çocukluğunun geçtiği sokaklarda yürüyorsun gecenin bir vakti. Çok güvenilir yerler de değil üstelik sizin oralar. Yine de gidip göresin gelmiş asfaltına dizinin derisini düşürdüğün yerleri. Aranıp duruyorsun da bulamıyorsun üstüne ne asfaltlar dökülmüş , bilmiyorsun. Üstelik her çocuğun derisi seninkiyle aynıydı. Hani ayakkabı bağcıklarına takılıp düştüğün yer var ya, hani canının çok acıdığını düşündüğün o yer, işte oraya senden sonra bir çocuk daha düştü. Yok, senin yara kabuğun gidip onun boşluğunu doldurmamış. Kendini ancak kendinle tamamlarsın öğrenmiş olman gerek.
Bir türlü bulamıyorum. Bir türlü bulamıyorum aradıklarımın hiçbirini. Bulduklarım şekil değiştiriyor elime aldığım anda. Yok bu değil deyip yola devam etmek zorunda kalıyorum her seferinde. O kadar çok aradım ki, neyi bulmam gerektiğini artık bilmiyorum.
Biliyor musun aramayı kestiğim andan itibaren bulmaya değil görmeye başladım ben. Bulmak dediğin yorulma ardı gerçekleşir. Sabit kalamazsın olduğun yerde. Aranırsın. Oysa ben dedim ki kendi kendime: Dur! Dur ve bekle sadece. Olduğun yeri sahiplenirsen artık bir yere gitmiş olmazsın. Onlar sana gelir. Onların sana gelmesi demekse onları karşılaman anlamına gelir. Karşılamak yormaz.
Mutsuzluğuma kılıf arıyorum belki de. Kendime titrik titrik insanlar giydiriyorum. Daracık sokaklardan geçiyorum Sırtımı pürüzlü taşlara değdirip etimi kanatıyorum. Sonra aslında bir terzi aramaya başlıyorum. Kurtarsın beni diye bu içine kendimi zorla soktuğum ve ruhumun en sevdiğim yerlerini sıkan kılıftan. Buluyorum. Hiç şaşırmıyor terzi söylediklerime. Daha önceden de birileri gelmiş olmalı ona. Ustalıkla yapıyor işini. İğnesini etime batırmıyor hiç. Buydu aradığım diyorum tam. Hafifleyeceğim burdan çıktıktan sonra diyorum. Üşüyorum. Serinliğim çıplaklığımdandır. Görenler orasını burasını kapatıyor. Kadınlar bakmıyor bana. Yüzlerini kapatıyorlar. Sonra üstümü örtecek bir şeyler bulmak için yola koyuluyor.
Beni nasıl buldun?
Aynayı ters çevirdim. Orada gördüm. Aslına bakarsanız bende beklemiyordum sizin gibi birine rastlayacağımı.
Bunca zaman neden dönüp bakmadın ki öteki tarafına?
Kendimi gösteren yanıyla öyle ilgilenmişim ki bilemedim orada yaşadığınızı, üzgünüm. Beni affedebilecek misiniz?
Bilmem. Bulduğuna emin misin bu defa?
Sizi öpmem gerek. Üst dudağımın orta yerinde bir boşluk var, doğuştan. Onu doldurursa öpüşünüz buldum demektir aradığımı. Sizi öpebilir miyim?
Sen ne hissedersin? Onu yap!
Korkarım, size sarılacağım.
...
Dayanamayacağım daha fazla söyleyeceğim: Dilinizde baharat tadı var. Bana eski bir sokağı anımsattınız. Üzgünüm ama sizden gitmem gerek. Geçmişi hatırlattınız bana. Hani o asfaltın üstüne yara kabuğumu düşürdüğüm günü. Üstelik o zemin kadar soğuksunuz. Sanırım aynayı ters çevirsem iyi olacak. Ruhunuzu çok yanlış bir yerinden öptüm üzgünüm.Hoşçakalın.
Bitmez o yollar, gideceğin. Senin hayatın tek kişilik, işte buydu hiç bilmediğin. Belki de bu yüzden iyi oldu gittiğin. hiçbirşeydenkorkmuyordualışmaktankorktuğukadarayrılıkyaşamamak içinherşeyibitiştirirdiayrıkalmalarıgerekse debirbirlerinden |
Yorumla
2008-10-1718:15:06 aklıma iki mısra geldi bu yazıyı okuduktan sonra.
" beni öp sonra doğur beni "
" sevgilin bitkin düşmeli öpülmekten "
bide "öpücük balığı" var.
Ama öpülecek bi "ben" yok ortada bu kadar "öpücüğün" arasında