yol: İlk Sin
Uzak.
Yazar Sinem Sal   
07 09 2010

çünkü benim kendime varışımın yolu
yanımda bir başkasının olmasından geçiyor
bilmezsin ama
yalnızlık, bir başınalıktan daha hızlı kaynıyor

sesler kesildi.makinelerin sesi.insanların sesi.
otomobillerin sesi.hayvanların sesi.yatak yaylarının sesi.
gitmekten söz ettim uzun uzun
sesim tıpkı bir karga sesi
siz bilmezsiniz bu masalı
ben bu gökyüzünün altında çok dağılıyorum
ve üzüm bağlarının ortasındaki korkuluk annemdi
sonra sesler çoğaldı.makinelerin sesi.insanların sesi.
otomobillerin sesi.hayvanların sesi.yatak yaylarının sesi.

işte o zamanlar ben, en fazla yedisinde
isimlerden nefret ediyordum, tarihlerden
ve büyük beyaz mermerlerden de
yani kitapların günah hizasından aşağı inmediği
yani suyun bile oturularak içildiği
yani kimsenin kimseye ilişmediği zamanlardı
bir çığlık atmasına atardım, ama dünya çatısız dört duvar gibiydi
sonra birlikte atılırdık kuşlara belki. nasılsa dünya çatısız dört duvar gibiydi
soğuk bardağa aniden dökülmüş kaynar su gibi
belki birlikte çatlardık ve en olmadık yerinden bir meyve
belki dedim ben, belki de değiştirirdik dünyayı
oysa bilmeliydin dersin sen, insanlar gider,
insanlar gider...
insanlar gider.

duydum çatlayan camın sesini
yani aradaki bunca duvara rağmen kendi sesimi
ordusu büyük insanın, yıkmaya yetiyor kendini
ve o zamanlar öğrendim insanlar gider
ben kalıyorum.çünkü özlemek kötü.
ölüm hiçbir şey diyor bir ses, duymalıydım
ölüm hep yakın ve hiçbir şey
duymalıydım, yalnızım diyor bir ses
hayır

her şeyin uzağındayım

Sinem Sal.

 
Gece Ağrısı
Yazar Sinem Sal   
04 09 2010

- Sendeki can sıkıntısı besbelli.

- Ne iyi. Bu bir yaşama belirtisi.

(Şimdi her şeyi bırak ve şu parçayı aç: http://fizy.com/s/1nbpf0. Sonra ahşap ve yeşil perdelerin olduğu o odaya geri dön. İki kişi var. Karşılıklı. Biri uzun saçlı kızıl bir kadın, üstünde koyu yeşil bir elbise. Öteki siyah saçları beyaz yüzünün yarısını kapatan adam. Kahverengi bir gömlek giyiyor. Kadife, bordo koltukların üstüne oturmuşlar. Kadının zayıf ve kemikli ellerinde soğumuş bir fincan kahve. Aylardan eylül. Sene gerilerde değil. Sene 2010, dünya tarihi ile.)


 
Lament.
Yazar Sinem Sal   
07 08 2010

Bugün 7 Ağustos. Sene 2010.

Ne çok benziyoruz eriyen mumlara, yanarken eriyen, erirken yanan mumlara, hepsi olurken damla damla ağlayan ve küçülen mumlara. Ama bunların tümü mumun var olma biçimi değildir de nedir? Hangi gezegenden istersen, buradan yazıyorum bunu sana.

Eğer bir sesim olsaydı, inan ki şuydu:

 http://www.youtube.com/watch?v=ijQOyQkfTpg

Sen, bunları ben yazmadan çok önce okumuştun, biliyorum. Elimde tuttuğum kitapta şöyle diyor:

"göğün altındayız ve birlikte, unutma!

göğün altında ve birlikte, unutma!"t.k.

 

 

 
Mektup
Yazar Sinem Sal   
01 08 2010
nerde kalmıştım?
hiçbir yere varmadım ki
hiçbir yere gitmediğim gibi.
 
Bir Taş Bile Batarken İz Bırakır, Suyun Üstünde
Yazar Sinem Sal   
13 04 2010

Taşın sıkıntısını biliyorum oysa. Taşın sıkıntısı kendi isteğiyle hareket edememesinde. Yer değiştirmesi için bir elin gelip onu fırlatması gerektiğini biliyor. Üstelik kalmak istemesi de kendisine bağlı değil. Sanırım daha fazlası değildik. Hepimiz bir başkasının bahçesinde taş… Sana gelince durdukça daha fazla yer kaplaman büyümenden değil. Bahçe daralıyor. Bahçe daralıyor. Bunu çok önceden bilmeliydin. Taşlar büyümez, olsa olsa parçalanır. Ben bundan çoğalmayı anladım, siz dağılmayı.

Ve eğilip şöyle diyordu bana kayboluşunun esrarını arıyorum insanlığın, varoluşu kimse engelleyemeyecek. Herkes bana uyurken gördüğü rüyalardan söz ediyordu. Uyandıklarında rüya olduğunu anladıkları şeyleri yorumlamamı istiyordu. Bir gerçekliğe daha uyanış vardı belki. İki kişiden fazla değildik kendi içimizde. Tam iki kişi. Biri orada geceleri uyuyan, öteki burada gündüzleri uyuyan.


 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

Sonuç 1 - 10 Toplam 33

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Arama

istatistikler

Üyeler: 150
Haberler: 117
Linkler: 0
Ziyaretçi: 35581

[+]
  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size