Kategoriler
| İlk Sin |
| Biyografi |
| Eti Zihne Dönüştürenler (Şiir-Sin) |
| Biri-kim?(Deneme- Sin) |
| Bellekten Kesitler(Hikaye- Sin) |
| Dökülenler ve Saçılanlar ( Günce - Sin) |
| Ziyaretçi Sin |
| Anke Sin |
| Ulaşım Sal |
Giriş Formu
Arama
istatistikler
Üyeler: 141Haberler: 113
Linkler: 0
Ziyaretçi: 32434
Ziyaretçi Sin
Ziyaretci Defterine Giris 
















































































































sinemcim sen hep neşe dolu hayatı deli dolu yaşamayı bilen yalnızca kendınle sınır tanımayıp etrafındaki insanlarıda hayata bağlayan cana yakın çok tatlı bir kişilik oldun gözümde.Ne olur hep öyle kal kendi agırlıgından taviz verme olması gerektıgı gıbısın zaten bunda kuşkun olmasın hicbir zaman.seni seviyorum şimdilik hoscakal görüşmek üzere cnmm...
































40
Ziyaretci Defteri Kayitlari
Eray Devrim Duman
02 Mayıs 2010 21:36 | Ara'f
Sinem ve Lakuna
Yaşamaya hayır demeyi beceremeyen ellerden dökülen kelimeleri insanların baş tacı yapması gerekir. Yaşamı bir hobi olarak görüp, yazmayı iş edinen zihni ise incelemeli... İşte Sinem'in yaptığı iş tam olarak bu; yaşamı bir hobi olarak algılayıp, parmaklarını kalemsiz düşünemiyor.
İşi gücü kağıt, işi gücü masal bu kızın; kelimelerin belini bükmeyi, dili dilinde dolandırmayı, yaşamaya rağmen yazmayı iyi beceriyor. İki kelimeyi bir araya getirip baş göz edemeyen o kadar lafbazın arasında sıyrılmasını gerektiren sebep de bu; diziyor, dizeliyor, döküyor, düzenliyor ve yağdırıyor.
Onun yerinde olabilecek herhangi birisi, onun gibi düşünebilen, onun gibi yargılayabilen, onun yaptığı iş yerine yaşamayı seçerdi, ne güzel ki o yapmıyor bunu. Sadece Lakuna için değil bu; hayatının tamanına yayılmış bir mucize onun için yazmak. Yazmadan yaşayamaz hastalığında. Yazmadan yaşaması manasız olacak kısımda dolanıyor.
Ah, Sinem, bir tanem, küçük sihirbazım, içi dışı mürekkep kokuyor bu kızın.
Utanarak söylüyorum Sinem; senin o mürekkep kokan saçlarını en çok ben seviyorum.
Eray Devrim Duman
Yaşamaya hayır demeyi beceremeyen ellerden dökülen kelimeleri insanların baş tacı yapması gerekir. Yaşamı bir hobi olarak görüp, yazmayı iş edinen zihni ise incelemeli... İşte Sinem'in yaptığı iş tam olarak bu; yaşamı bir hobi olarak algılayıp, parmaklarını kalemsiz düşünemiyor.
İşi gücü kağıt, işi gücü masal bu kızın; kelimelerin belini bükmeyi, dili dilinde dolandırmayı, yaşamaya rağmen yazmayı iyi beceriyor. İki kelimeyi bir araya getirip baş göz edemeyen o kadar lafbazın arasında sıyrılmasını gerektiren sebep de bu; diziyor, dizeliyor, döküyor, düzenliyor ve yağdırıyor.
Onun yerinde olabilecek herhangi birisi, onun gibi düşünebilen, onun gibi yargılayabilen, onun yaptığı iş yerine yaşamayı seçerdi, ne güzel ki o yapmıyor bunu. Sadece Lakuna için değil bu; hayatının tamanına yayılmış bir mucize onun için yazmak. Yazmadan yaşayamaz hastalığında. Yazmadan yaşaması manasız olacak kısımda dolanıyor.
Ah, Sinem, bir tanem, küçük sihirbazım, içi dışı mürekkep kokuyor bu kızın.
Utanarak söylüyorum Sinem; senin o mürekkep kokan saçlarını en çok ben seviyorum.
Eray Devrim Duman
Çiğdem Aldatmaz
02 Mayıs 2010 21:12 | Ara'f
LAKUNA İÇİN
Bir dizenin gerçek olması ne demektir sizce? Düşüncenizde boşluklar yaratıp durmak sıkıntısından kurtarayım sizi, sorunun cevabını düşünmektense Sinem Salın şu dizelerini okuyun:
öyle hissediyorum ki zaten/bugün söyleyeceğimiz ne varsa/dün yaşanmış gibi/ve biraz geç vakti'ne doğmuşuz diye dünyanın/belleğimiz ezberidir öncekilerin/ama ben sevgili insan/yarın sana başka şeylerden söz etmeyi/öyle istiyorum ki bazen
Öyle birbirinin aynı günlerden birbirinin aynı insanlarla geçiyoruz ki soluğumuzu ters çevirecek, rüzgârı hiç bilmediğimiz bir iklimden estirecek o kudret için ölebiliriz. Fakat bakın Bayan Lakuna, kalemiyle kelamını eş tutmuş ve gerçekten bize yarın için bambaşka şeylerden söz açıyor.
Hem biliyor geç kalmışlığımızın verdiği acıyı. Bizim kuşağın yersiz yurtsuzluğunu; biliyor da anlatıyor. Sinem Sal imgelerini hiçbirimizin haberdar olmadığı bir denizden süzüp getiriyor. Köşeleri kırıyor, sert dokunuşlarımızı yumuşatıyor, yumuşaklığı yaşamaya yetmeyen yanımızı alıp bir güzel biçim veriyor ona.
Hayat yükünüz sırtınızda büyürken bir adım daha atamayacağınızı hissettiğinizde, ya da şimdiye kadar aldığınız yolun sadece bir girizgâh olduğunu, bu andan sonra delice koşmak, nefesinizi tutup yükselmek istediğinizi fark ettiğinizde, hatta içinize döndüğünüz her anda okuyun Lakunayı.
Çünkü Sinem Sal bize bildiklerimizi hiç bilmediğimiz gibi anlatacak
Çiğdem Aldatmaz
Bir dizenin gerçek olması ne demektir sizce? Düşüncenizde boşluklar yaratıp durmak sıkıntısından kurtarayım sizi, sorunun cevabını düşünmektense Sinem Salın şu dizelerini okuyun:
öyle hissediyorum ki zaten/bugün söyleyeceğimiz ne varsa/dün yaşanmış gibi/ve biraz geç vakti'ne doğmuşuz diye dünyanın/belleğimiz ezberidir öncekilerin/ama ben sevgili insan/yarın sana başka şeylerden söz etmeyi/öyle istiyorum ki bazen
Öyle birbirinin aynı günlerden birbirinin aynı insanlarla geçiyoruz ki soluğumuzu ters çevirecek, rüzgârı hiç bilmediğimiz bir iklimden estirecek o kudret için ölebiliriz. Fakat bakın Bayan Lakuna, kalemiyle kelamını eş tutmuş ve gerçekten bize yarın için bambaşka şeylerden söz açıyor.
Hem biliyor geç kalmışlığımızın verdiği acıyı. Bizim kuşağın yersiz yurtsuzluğunu; biliyor da anlatıyor. Sinem Sal imgelerini hiçbirimizin haberdar olmadığı bir denizden süzüp getiriyor. Köşeleri kırıyor, sert dokunuşlarımızı yumuşatıyor, yumuşaklığı yaşamaya yetmeyen yanımızı alıp bir güzel biçim veriyor ona.
Hayat yükünüz sırtınızda büyürken bir adım daha atamayacağınızı hissettiğinizde, ya da şimdiye kadar aldığınız yolun sadece bir girizgâh olduğunu, bu andan sonra delice koşmak, nefesinizi tutup yükselmek istediğinizi fark ettiğinizde, hatta içinize döndüğünüz her anda okuyun Lakunayı.
Çünkü Sinem Sal bize bildiklerimizi hiç bilmediğimiz gibi anlatacak
Çiğdem Aldatmaz
Özgen Aydos
02 Mayıs 2010 19:41 | Ara'f
omzumda vişne çürükleri ezilmiş bahar gecesinde annem olsa reçel yapardı ben dokunamadım bile diyor Sinem Sal bir yazısında..
Size ne hatırlattı bilemem bu cümle ama ben düşüp dizimi kanattığım günlerde anneme koştuğum, annemin bir yandan reçel yaptığı bir yandan da yaramı öptüğüm günleri anımsadım& Ah Sinem Sal, bilsen, bugünlerde hiç biri anne öpücüğü çare olmuyor acılara..
Sinem Sal şiirleriyle giriyor kapattık sandığımız boşluklarımıza.. Mevlananın Şemse seslendiği gibi seslenmek istiyorum,
Etme..
Girme çocukluk düşlerimize, kabuğunu soyma dedikçe soyduğumuz ve bu yüzden iyileşmesi yıllar alan yaralarımıza, ekmek kuyruklarında karneyle satın aldığımız hayatlarımıza, kaybettiklerimize&
Etme..
Biz insan kalan yarımızı unutmayı başarmışken, artık daha az gülüp daha çok çalışıyorken, unutmuşken Kadıköyde martılara karşı kahve içmeyi&
Hatırlatma ki, etrafımızdaki sahte dekorlarla, sahte yüzlerle mutlu yaşamaya devam edelim..
Sen şimdi Lakunayla giriyorsun ya hayatlarımıza, biz saçların gibi boyuyoruz kendimizi kırmızıya..
Haklısın Sinem Sal, haklısın nesli tükenmiş şair kadın,
Lekeler her zaman üstündekine ait değildir.Bizler bazen yanımızdan geçip gidenlerin üstümüze döktüklerini taşırız, bilmeden.Ya da sadece değiştirmeye üşendiğimizden.
Biz şimdi senin üstümüze döktüklerinle yaşamaya devam ediyoruz..
Hoş geldin Lakuna,
Hoş geldin Sinemasal!
Özgen Aydos
Size ne hatırlattı bilemem bu cümle ama ben düşüp dizimi kanattığım günlerde anneme koştuğum, annemin bir yandan reçel yaptığı bir yandan da yaramı öptüğüm günleri anımsadım& Ah Sinem Sal, bilsen, bugünlerde hiç biri anne öpücüğü çare olmuyor acılara..
Sinem Sal şiirleriyle giriyor kapattık sandığımız boşluklarımıza.. Mevlananın Şemse seslendiği gibi seslenmek istiyorum,
Etme..
Girme çocukluk düşlerimize, kabuğunu soyma dedikçe soyduğumuz ve bu yüzden iyileşmesi yıllar alan yaralarımıza, ekmek kuyruklarında karneyle satın aldığımız hayatlarımıza, kaybettiklerimize&
Etme..
Biz insan kalan yarımızı unutmayı başarmışken, artık daha az gülüp daha çok çalışıyorken, unutmuşken Kadıköyde martılara karşı kahve içmeyi&
Hatırlatma ki, etrafımızdaki sahte dekorlarla, sahte yüzlerle mutlu yaşamaya devam edelim..
Sen şimdi Lakunayla giriyorsun ya hayatlarımıza, biz saçların gibi boyuyoruz kendimizi kırmızıya..
Haklısın Sinem Sal, haklısın nesli tükenmiş şair kadın,
Lekeler her zaman üstündekine ait değildir.Bizler bazen yanımızdan geçip gidenlerin üstümüze döktüklerini taşırız, bilmeden.Ya da sadece değiştirmeye üşendiğimizden.
Biz şimdi senin üstümüze döktüklerinle yaşamaya devam ediyoruz..
Hoş geldin Lakuna,
Hoş geldin Sinemasal!
Özgen Aydos
Yaprak Ünvar
02 Mayıs 2010 19:40 | Ara'f
Kelimelere farklı anlamlar biçerek hayatı ince ince irdeliyor ve bunu yaparken hayatın gözeneklerine inmeyi ihmal etmiyor.
Çoğu zaman Sinemin şiirlerinde bir ressamın renklerin üzerine titremesini görüyorum her renk onun için özel ve anlamlı, yarattığı tablolarda acıyı bağırtmadan usul usul işlemesini iyi biliyor ki şiirine uğradığınız zaman ruhunuzu bırakıp dönmekte bir sakınca görmüyorsunuz
yanıtı bulmaya bir anıt yok diye sözlerinizde /Ayaklandı içimdeki heykel /Bir kadın ağladı ağlayacak şimdi /Kimse bilmez ölü güvercinlerden başka /Köklerimdeki su sıkıntısı tam da böyle dindi
Sinem bunu hep yapıyor içimizdeki heykelin ruhunu harekete geçiriyor anlamsızlığa inat görmemeye inat yalın bir dille görmemizi anlamamızı istiyor ve bunu başarıyor ,
Sinemin şiirlerine uğradığınızda farklı bir hüzün ağırlayacak sizi ve Sinemi kendi olmanın yolunu çizmiş ve bu yolda avuçlarında onu asla yalnız bırakmayacak olan kelimelerle birlikte emin adımlarla yürürken göreceksiniz
bakınız burada hiçbir şey büyümüyor / şah damarlarımız yanlış yerlerde atar
Bu sefer doğru yerde atıyor şah damarlarımız bakınız Lakuna büyüyor ışıklı bir yolda
Nicelerine &
Yaprak Ünvar
Çoğu zaman Sinemin şiirlerinde bir ressamın renklerin üzerine titremesini görüyorum her renk onun için özel ve anlamlı, yarattığı tablolarda acıyı bağırtmadan usul usul işlemesini iyi biliyor ki şiirine uğradığınız zaman ruhunuzu bırakıp dönmekte bir sakınca görmüyorsunuz
yanıtı bulmaya bir anıt yok diye sözlerinizde /Ayaklandı içimdeki heykel /Bir kadın ağladı ağlayacak şimdi /Kimse bilmez ölü güvercinlerden başka /Köklerimdeki su sıkıntısı tam da böyle dindi
Sinem bunu hep yapıyor içimizdeki heykelin ruhunu harekete geçiriyor anlamsızlığa inat görmemeye inat yalın bir dille görmemizi anlamamızı istiyor ve bunu başarıyor ,
Sinemin şiirlerine uğradığınızda farklı bir hüzün ağırlayacak sizi ve Sinemi kendi olmanın yolunu çizmiş ve bu yolda avuçlarında onu asla yalnız bırakmayacak olan kelimelerle birlikte emin adımlarla yürürken göreceksiniz
bakınız burada hiçbir şey büyümüyor / şah damarlarımız yanlış yerlerde atar
Bu sefer doğru yerde atıyor şah damarlarımız bakınız Lakuna büyüyor ışıklı bir yolda
Nicelerine &
Yaprak Ünvar
Çiğdem Ünal
02 Mayıs 2010 19:31 | Ara'f
Saat: 05:45, Henüz uyandım uyumaktan. Oysa uyumak dahi denilemezdi gözlerimi kapatıp açmama.
Yaralı insanlar birbirlerini çabuk bulurlarmış. Kan kokusu çekiyordur belki de. Gece ile gün arasında sıkışmış bu saatte mutlu olmak için yeni bir gün beklerken, lüzumsuzca günden alacaklarıma, daha daha törpüleneceğime sabırsızlanırken bir fincan kahve eşliğinde şehrin uyanmasını izlemek ister gibi balkona çıkıyorum. Şiir uyandırır bir varlığı en güzel. Buna sonsuz kere inandığım için, Sinem Salın Lakuna kitabını da beraberimde çıkarıyorum yanımda.
yalnız dirseklerimi dayadım ben balkon demirlerine
hepinizin içinden pas şiddetinde sular akıyordu
bırakalım biz bunları bir kenara
bakın benim avuçlarıma tam dört şehir sığabiliyor
diyemeden bavulunuz derlendi arkamdaki odada
Ne giden olabildim. Ne kalan. Hazırlandığım günden vazgeçtim. Geceye tekrar dönemezdim zaten. Sustum. Yuttum soluğumu. Tuhaf bir şekilde yakalanmıştım şiirin tehlikeli sesine. Kulaklarımda başka kadın çığlıkları. Olduğum yerde sevmeye başladım Sinem Sal şiirini, aynı anda beni bu kadar çıplak yakaladığı için kızmaya.
Acıya en duyarlı kadınlar kızıl saçlı olanlarmış. Saçlarının bünyesine kattığı duyarlılıktan olsa gerek yaşamının kapılarına süzgeçler örmüştür Sinem Sal. Yaptığı/yazdığı başlangıçta yalnızca yaşamından içeriye akacak anları sorgulamak amaçlı gibi dursa da işin aslı hiç de öyle göründüğü gibi değil.
Kapılarımı söküyorlar, siz duymuyor musunuz
hani, ne derler böyle hallerine ömrün
neden bağlanmıyor bir geceye, siz de bilmiyorsunuz
sanrısız, sancısız ve insansız geçmeyen bu gün
Bu dizeleriyle tanıdım Sinem Sal şiirini, dahası bu şiirle tavladı Sinem Sal beni. Kapılarına dayanmış bir acının tek kişilik karşılığı olmuştu bu dizeler. Bunu biliyorum.
Şiirlerini sevdiğim kalem sahiplerini hüsrana uğramamak adına tanımaktan kaçındığım vakitlerde buldum Sinem Sal'ı. Ve fakat gördüm ki; yazdığının çok daha ötesinde, şiirinin koltuk değneği ta kendisiymiş. Yaşam ünitesi olmuş şiir kendi nefesine. Sinem, yeryüzüne şiir yazsın diye değil de sanki şiirin somut varlığı olsun diye üflenmiş. Kimi kadınlar vardır; şen kahkahasıyla ağlar. Çınlata çınlata kulaklarınızda neşesini, içten içe hıçkıra hıçkıra ağlar. Belli ki Sinem bunu çokça içselleştirmiş zamanın bir köşesinde ve sonrasında giz eylemiş bu naif hallerini. Çokça susmayı, daha çok da yazmayı tercih etmiş.
Bir atın boynuna dolamış boynunda ki şalı, atın hızıyla savrulmuş imgeden imgeye, şiirden öyküye.
O atın hızı ki; yaşanacak her ne varsa zamanından erken savurmuş yaşamın başka başka köşelerine. Yaşından önce şiiriyle olgunlaşmış bir şair tanımak mutlandırdı beni.
Eve dönüş hallerimiz vardır. Şairin sorduğu ömrün hallerinden birçoğunu barındırır içerisinde. Güleç dönmelerimiz vardır, yorgun, yılgın, bitkin, kimi öfkeli, hüzünlü, kimi cam kırıklarımızı avuçlarımızda sıka sıka döndüğümüz haller. Sinem Sal, saçlarından döktüğü gülkurularını, kuru bir turabda toplamışta sanki hepsini bir bir Lakuna'nın içerisinde muhafaza etmiş. Sinem Salın ilk kitabı olan Lakuna henüz ömrünün ilk aşamasını geçmiş olan bir kadının ardında bıraktığı toz hissi bırakıyor bende. Ağzımızdan çıkan sözcüklerden tutup da, ağzımızın köşeciğinde sıkışıp kalan soluklara kadar her birini inci gibi dizmiş ard arda.
"bak önümüzde koştura koştura
ve sırtlarındaki tırnak izlerini saklayarak
ipsiz sapsız adamlar geçiyor
gecenin bir yarısı olmuş sen, yani muhtemelen
göğüslerini çıkarıyorsun sutyeninden"
Sinem Sal, bedeni duvar, içi dışı tuz buz olan cam gibi kadınları iyi tanıyor. Bir erkeğin en onulmaz yarasının üzerinden tuzlu dilini usulca gezdiriyor.
Sabırsızlıkla beklediğim gün bitiyor. Tükenip giden günün gecesinde yorgan altına saklanmış dişlerimi sıkarken bir içimlik kahve yanına en şık pansuman Lakuna.
Kitabı kapatırken en tesadüfî şekilde karşılaştığım son dize şu şekilde:
Katran sarmış, dışımı ve içimi
hani, ne derler böyle hallerine ömrün
uyku! Senden son isteğim
bu gece tut gözlerimi
Bahtı açık olacak.
Biliyorum.
Çiğ'dem
Yaralı insanlar birbirlerini çabuk bulurlarmış. Kan kokusu çekiyordur belki de. Gece ile gün arasında sıkışmış bu saatte mutlu olmak için yeni bir gün beklerken, lüzumsuzca günden alacaklarıma, daha daha törpüleneceğime sabırsızlanırken bir fincan kahve eşliğinde şehrin uyanmasını izlemek ister gibi balkona çıkıyorum. Şiir uyandırır bir varlığı en güzel. Buna sonsuz kere inandığım için, Sinem Salın Lakuna kitabını da beraberimde çıkarıyorum yanımda.
yalnız dirseklerimi dayadım ben balkon demirlerine
hepinizin içinden pas şiddetinde sular akıyordu
bırakalım biz bunları bir kenara
bakın benim avuçlarıma tam dört şehir sığabiliyor
diyemeden bavulunuz derlendi arkamdaki odada
Ne giden olabildim. Ne kalan. Hazırlandığım günden vazgeçtim. Geceye tekrar dönemezdim zaten. Sustum. Yuttum soluğumu. Tuhaf bir şekilde yakalanmıştım şiirin tehlikeli sesine. Kulaklarımda başka kadın çığlıkları. Olduğum yerde sevmeye başladım Sinem Sal şiirini, aynı anda beni bu kadar çıplak yakaladığı için kızmaya.
Acıya en duyarlı kadınlar kızıl saçlı olanlarmış. Saçlarının bünyesine kattığı duyarlılıktan olsa gerek yaşamının kapılarına süzgeçler örmüştür Sinem Sal. Yaptığı/yazdığı başlangıçta yalnızca yaşamından içeriye akacak anları sorgulamak amaçlı gibi dursa da işin aslı hiç de öyle göründüğü gibi değil.
Kapılarımı söküyorlar, siz duymuyor musunuz
hani, ne derler böyle hallerine ömrün
neden bağlanmıyor bir geceye, siz de bilmiyorsunuz
sanrısız, sancısız ve insansız geçmeyen bu gün
Bu dizeleriyle tanıdım Sinem Sal şiirini, dahası bu şiirle tavladı Sinem Sal beni. Kapılarına dayanmış bir acının tek kişilik karşılığı olmuştu bu dizeler. Bunu biliyorum.
Şiirlerini sevdiğim kalem sahiplerini hüsrana uğramamak adına tanımaktan kaçındığım vakitlerde buldum Sinem Sal'ı. Ve fakat gördüm ki; yazdığının çok daha ötesinde, şiirinin koltuk değneği ta kendisiymiş. Yaşam ünitesi olmuş şiir kendi nefesine. Sinem, yeryüzüne şiir yazsın diye değil de sanki şiirin somut varlığı olsun diye üflenmiş. Kimi kadınlar vardır; şen kahkahasıyla ağlar. Çınlata çınlata kulaklarınızda neşesini, içten içe hıçkıra hıçkıra ağlar. Belli ki Sinem bunu çokça içselleştirmiş zamanın bir köşesinde ve sonrasında giz eylemiş bu naif hallerini. Çokça susmayı, daha çok da yazmayı tercih etmiş.
Bir atın boynuna dolamış boynunda ki şalı, atın hızıyla savrulmuş imgeden imgeye, şiirden öyküye.
O atın hızı ki; yaşanacak her ne varsa zamanından erken savurmuş yaşamın başka başka köşelerine. Yaşından önce şiiriyle olgunlaşmış bir şair tanımak mutlandırdı beni.
Eve dönüş hallerimiz vardır. Şairin sorduğu ömrün hallerinden birçoğunu barındırır içerisinde. Güleç dönmelerimiz vardır, yorgun, yılgın, bitkin, kimi öfkeli, hüzünlü, kimi cam kırıklarımızı avuçlarımızda sıka sıka döndüğümüz haller. Sinem Sal, saçlarından döktüğü gülkurularını, kuru bir turabda toplamışta sanki hepsini bir bir Lakuna'nın içerisinde muhafaza etmiş. Sinem Salın ilk kitabı olan Lakuna henüz ömrünün ilk aşamasını geçmiş olan bir kadının ardında bıraktığı toz hissi bırakıyor bende. Ağzımızdan çıkan sözcüklerden tutup da, ağzımızın köşeciğinde sıkışıp kalan soluklara kadar her birini inci gibi dizmiş ard arda.
"bak önümüzde koştura koştura
ve sırtlarındaki tırnak izlerini saklayarak
ipsiz sapsız adamlar geçiyor
gecenin bir yarısı olmuş sen, yani muhtemelen
göğüslerini çıkarıyorsun sutyeninden"
Sinem Sal, bedeni duvar, içi dışı tuz buz olan cam gibi kadınları iyi tanıyor. Bir erkeğin en onulmaz yarasının üzerinden tuzlu dilini usulca gezdiriyor.
Sabırsızlıkla beklediğim gün bitiyor. Tükenip giden günün gecesinde yorgan altına saklanmış dişlerimi sıkarken bir içimlik kahve yanına en şık pansuman Lakuna.
Kitabı kapatırken en tesadüfî şekilde karşılaştığım son dize şu şekilde:
Katran sarmış, dışımı ve içimi
hani, ne derler böyle hallerine ömrün
uyku! Senden son isteğim
bu gece tut gözlerimi
Bahtı açık olacak.
Biliyorum.
Çiğ'dem
Yusuf
17 Mart 2010 20:21 |
Yazilarinizin simdilik bir kismini okudum, acikcasi sizden daha guzelmis ...
cinar
08 Kasım 2009 08:23 | ist
Siteye girdiğim anda
gözüme çartı. O zaman anladım farklı bir yerde olduğumu.Menüde ki
"Sin" "Sal" yakıştırman gösteriyor zaten yaratıcı zekanı. Tebik ederim.
gözüme çartı. O zaman anladım farklı bir yerde olduğumu.Menüde ki
"Sin" "Sal" yakıştırman gösteriyor zaten yaratıcı zekanı. Tebik ederim.
zafer
25 Temmuz 2009 13:37 |
geciken birikendir
sırtımda buruk bir sevinç taşıyorum ve bir tepenin "hikayenin" yamacında dinleniyorum ..
sırtımda buruk bir sevinç taşıyorum ve bir tepenin "hikayenin" yamacında dinleniyorum ..
magneticpuppet
23 Temmuz 2009 12:16 | ist
vallahada süper yazıyo ellerine sağlık
Uğur Aydınoğlu
07 Haziran 2009 07:10 | istanbul
Tanrının ayrıcalıklı yarattıklarındansın Sinem Sal...
Gani vü fakir
13 Mart 2009 20:21 | zonguldak
Siten ne zaman kuruldu bilmiyorum daha bugün gördüm ve çok beğendim
her ne kadar yazılarının büyük bi kısmını henüz okumamış olsamda lise yıllarımızda yazıp verdiğin ajandayı okuyup içindekilere hayran kalmıştım zaten, gerçi yorumlardan belli büyük şeyler yarattığın, yazdığın.. Kaleminin güçlenmesine zerre kadar bile bi katkım olabilmişse ne mutlu bana..Tebrik ederim Sinem hayallerine çoktan ulaşmışsın bence...
her ne kadar yazılarının büyük bi kısmını henüz okumamış olsamda lise yıllarımızda yazıp verdiğin ajandayı okuyup içindekilere hayran kalmıştım zaten, gerçi yorumlardan belli büyük şeyler yarattığın, yazdığın.. Kaleminin güçlenmesine zerre kadar bile bi katkım olabilmişse ne mutlu bana..Tebrik ederim Sinem hayallerine çoktan ulaşmışsın bence...
Buz
26 Şubat 2009 12:59 |
Bu zadam Bu radaydı 

Mert
29 Ocak 2009 18:50 | Brighton
Görenleri heyecana sürükleyecek bi güzelliğe sahip bu insanın diğer hemcinslerine nazaran yaradılışından aldığı nimetleri kullanmaktansa, kalemini kullanmayı yeğlemesini her daim takdir etmişimdir.
Not olarak 4 verdim. Kimse mükemmel değildir.
Hayatta her şey dilediğin gibi olsun.
Sevgiler
Not olarak 4 verdim. Kimse mükemmel değildir.

Hayatta her şey dilediğin gibi olsun.
Sevgiler
sinem
25 Aralık 2008 19:19 | istanbul
Chiquitita, tell me the truth
I'm a shoulder you can cry on
Your best friend, I'm the one you must rely on
You were always sure of yourself
Now I see you have broken a feather
I hope we can patch it up together
sin'im..seviyorum seni...
I'm a shoulder you can cry on
Your best friend, I'm the one you must rely on
You were always sure of yourself
Now I see you have broken a feather
I hope we can patch it up together
sin'im..seviyorum seni...
Erman
14 Kasım 2008 19:01 |
Gelecek-sin
Görecek-sin
Düşünecek-sin
Sevecek-sin
Üzülecek-sin
Gülecek-sin
Özleyecek-sin
Gidecek-sin
Dönecek-sin
Her koşulda kayıtsız şartsız varolmayı bilecek-sin
yeni tanıştığımızı sanıyoruz sadece kendimizi kandırıyoruz aslında hiçlikten bu yana tanışıyoruz seninle ve herkesle her yeni tanıştığımız kimseyle sonsuz sevgilerimle...
Görecek-sin
Düşünecek-sin
Sevecek-sin
Üzülecek-sin
Gülecek-sin
Özleyecek-sin
Gidecek-sin
Dönecek-sin
Her koşulda kayıtsız şartsız varolmayı bilecek-sin
yeni tanıştığımızı sanıyoruz sadece kendimizi kandırıyoruz aslında hiçlikten bu yana tanışıyoruz seninle ve herkesle her yeni tanıştığımız kimseyle sonsuz sevgilerimle...
mert
06 Ekim 2008 21:14 |
bu kız cok azımlı ve kararlı kendısını mtepeden tanıyrm daha dgrusu sıırlerını bılıyrm .....boyle bır sıte acması ve sıırlerını yazılarını dostlarıyla paylasması cok guzel olmus gercekten kendısını tebrık edıyrm ve basarılarının devamını dılıyrm
gelcegın saırı veya yazarı dıyelbılırız sımdıden.....
.....
gelcegın saırı veya yazarı dıyelbılırız sımdıden.....
.....
ft
18 Eylül 2008 14:34 | safranbolu
yaşadığı her saniyeyi sorgulayan insanların yaşama bir şeyler katması her zaman takdir edilecek bir davranış diye düşünüyorum keşke bizde de böyle yetenekler olsaydı. yazdıkların çok güzel devam 

eray
02 Eylül 2008 19:59 | istanbul
Öykülerinde kendimi kaybettiğim yazar.İnsan ilişkileri ve duyguları ancak böyle işlenebilirdi. Okudukça kendinizi sorguluyorsunuz. Bir bir vuruyor hatalarınız yüzünüze.Bu yazar bir yazısında taştan kaleye fırlatıp atıyor sizi ötekisinde yumuşacık bir şeyin içinde ağlatıyor. Yine de hep bir umut var yazılarında, öyle ki kendisi hala yazıyor.
ezgi alagözoğlu
28 Ağustos 2008 01:54 | bolu-ankara
biz beraber büyüttük hayatımızın en genç dönemlerini ve büyüdük hayatımızda o tam da çetrefilli denecek dönemlerde ya da onlar aslında hiçbir şeydi diyeceğimiz dönemlerde. sen büyüdün ben büyüdüm derken yazıların da büyüdüler serpildiler seninle. hep daha kuvvetleniyor kalemin ve ben senden bahsederken gerçek bir yazardan bahsediyorum'u hissediyorum, sesimi titretecek kadar hem de. öptüm alnından
Rana Tan
26 Ağustos 2008 16:39 | Ankara
Kısır Ölgü adlı yazıya ;
"Tek yaşam sürmedim ben." Herşeyi yaşam budur işte !deyip tek bir dar torbaya tıkıştıranlar zaten sizin gibi yazamazdı.Sanatçı çok doğurgandı, ona bedava verildiği sanılan büyük borcu sürekli çoğalarak ödüyordu.Her doğum da büyük bir sancıyla oluyordu. Çok güzel bir yazı iyi ki paylaşmışsınız,tebrik ediyorum.
"Tek yaşam sürmedim ben." Herşeyi yaşam budur işte !deyip tek bir dar torbaya tıkıştıranlar zaten sizin gibi yazamazdı.Sanatçı çok doğurgandı, ona bedava verildiği sanılan büyük borcu sürekli çoğalarak ödüyordu.Her doğum da büyük bir sancıyla oluyordu. Çok güzel bir yazı iyi ki paylaşmışsınız,tebrik ediyorum.
Rana Tan
26 Ağustos 2008 16:37 | ankara
Kuy(t)u Notları 1 adlı yazıya;
"Hayat...O yapacağını biliyor. Sen gez, dolaş ve sonra eğil bak içine. İşte o vakit yükseklik korkunu tetikleyeceksin." "Sen iyisi mi kurtar kendini kendinden, " Çok içten ve güzel bir sesleniş var yazınızda ama neden korkar insan kendi karanlığına bakmaktan, neden kurtarmak ister kendini kendinden ? Kendinden kaçışın ,ama yine dönüp,kendine düşüşün öyküsü gibi. Tebrik ederim.Elinize sağlık.
"Hayat...O yapacağını biliyor. Sen gez, dolaş ve sonra eğil bak içine. İşte o vakit yükseklik korkunu tetikleyeceksin." "Sen iyisi mi kurtar kendini kendinden, " Çok içten ve güzel bir sesleniş var yazınızda ama neden korkar insan kendi karanlığına bakmaktan, neden kurtarmak ister kendini kendinden ? Kendinden kaçışın ,ama yine dönüp,kendine düşüşün öyküsü gibi. Tebrik ederim.Elinize sağlık.
Rana Tan
26 Ağustos 2008 16:34 | Ankara
"Felenya isimli yazıya,
Şair-yazar ölmesin, uzun ve güzel yıllar boyunca ,sağlıklı mutlu yaşasın, güzellikler yaşatsın! Hepimizin içinde bir Felenya (umut) olmasaydı nasıl taşırdık hayatın yükünü,nasıl katlanırdık, gögüs gererdik bizi yıkmak için üstümüze üstümüze gelenlere..Felenya kapısı önemli bir durak, acaba orada ümitler bitiyor mu ? Bu kapının önünde Felenya ile yüzleşmekten korkan birlercesi var, Felenya Kapısının önü mahşer yeri.. Yazınız çok etkileyici, güzel.Düşündürüyor ve kendini sevdiriyor.Tebrikler.
Şair-yazar ölmesin, uzun ve güzel yıllar boyunca ,sağlıklı mutlu yaşasın, güzellikler yaşatsın! Hepimizin içinde bir Felenya (umut) olmasaydı nasıl taşırdık hayatın yükünü,nasıl katlanırdık, gögüs gererdik bizi yıkmak için üstümüze üstümüze gelenlere..Felenya kapısı önemli bir durak, acaba orada ümitler bitiyor mu ? Bu kapının önünde Felenya ile yüzleşmekten korkan birlercesi var, Felenya Kapısının önü mahşer yeri.. Yazınız çok etkileyici, güzel.Düşündürüyor ve kendini sevdiriyor.Tebrikler.
tuba
26 Ağustos 2008 12:23 |
öncelikle siteyi çok beğendiğimi söylemek istiyorum özellikle not defterine bayıldım senin defterlerine çok benzemiş 
canım yazılarını okudum, duygulandım ya her okuyuşumda seninle yaşadıklarınla ilgili şeyler öğreniyorum eskiden de olduğu gibi yazılarından takip ediyorum seni ama artık farklı bir şey daha hissediyorum sanki artık yaşadıklarının dışına çıkmışsın yazdıkların sadece yaşadıklarını yansıtmıyo o kadar geniş ki artık hissettiklerin çok fazla şey görebiliyosun bilmiyorum büyük bir şey hissettim okuduğumda penceren çok geniş, büyüyorsun

canım yazılarını okudum, duygulandım ya her okuyuşumda seninle yaşadıklarınla ilgili şeyler öğreniyorum eskiden de olduğu gibi yazılarından takip ediyorum seni ama artık farklı bir şey daha hissediyorum sanki artık yaşadıklarının dışına çıkmışsın yazdıkların sadece yaşadıklarını yansıtmıyo o kadar geniş ki artık hissettiklerin çok fazla şey görebiliyosun bilmiyorum büyük bir şey hissettim okuduğumda penceren çok geniş, büyüyorsun
aslı
26 Ağustos 2008 10:41 | istanbul
Bazen susar hiç konuşmaz ama içinde fırtınalar kopar bilemezsin...
Bazen kahkahalar atar görsende; içindekileri yine bilemezsin...
Hayat umarım sana hem güzellikler getirir sin,sitende aynı sen gibi olmuş,bakana göre değişiyor...yazılarını artık durakta okumaktan kurtuldum
artık burdan rahat rahat takip edebilirim...başarılar canım benim...
Bazen kahkahalar atar görsende; içindekileri yine bilemezsin...
Hayat umarım sana hem güzellikler getirir sin,sitende aynı sen gibi olmuş,bakana göre değişiyor...yazılarını artık durakta okumaktan kurtuldum
artık burdan rahat rahat takip edebilirim...başarılar canım benim...
Ahmet
23 Ağustos 2008 21:30 | ADANA
sinem hanım hayırlı olsun siteniz, cidden hoş bir site olmuş. özellikle sayfada alta indiğimde sağ taraftaki tabana dik "SINEMSAL" yazısı çok hoşuma gitti:D hoş bir detay.. yazılarınızı önceden de takip ediyordum zaten.
imzalı kitabını bekliyorum
sevgiler
imzalı kitabını bekliyorum

sevgiler
Özden Yaşar Aydın
15 Ağustos 2008 19:04 | Istanbul
Sin
canım çok güzel olmuş web siten.Renk uyumu harika.Yazılarını buradan zevkle takip edeceğim.Geleceğe umutla bak ,gelecek senin ellerinde ve ona sımsıkı sarılacağından en ufak bir şüphem yok.Hayatta her şey istediğin gibi gerçekleşsin.sevgiyle kal ...
canım çok güzel olmuş web siten.Renk uyumu harika.Yazılarını buradan zevkle takip edeceğim.Geleceğe umutla bak ,gelecek senin ellerinde ve ona sımsıkı sarılacağından en ufak bir şüphem yok.Hayatta her şey istediğin gibi gerçekleşsin.sevgiyle kal ...
yiğit ulus
15 Ağustos 2008 07:45 | istanbul
Onca emek,onca meyve...hepsi bir arada,hepsi tek çatı altında...ileride bütün eserleri diye basarsa yayınevleri kapı gibi kaynak yaratılmış
Sık kullanılanlara ekledim...dış gebelik mi denir bu için dışa çağlayarak yeni kimlik kazanmasına bilemem ama en güzel tanım sanırım sinemasallar ülkesi,bir iç deniz,bir ayrı dünya...iyi yolculuklar herkese...hoşgeldik,hoş bulduk...
Sık kullanılanlara ekledim...dış gebelik mi denir bu için dışa çağlayarak yeni kimlik kazanmasına bilemem ama en güzel tanım sanırım sinemasallar ülkesi,bir iç deniz,bir ayrı dünya...iyi yolculuklar herkese...hoşgeldik,hoş bulduk...
Atacan
14 Ağustos 2008 14:49 | İSTANBUL
canım hayırlı olsun web siten..daha once görmediğim yazılarına ulaşmanın sevincini yasıyorum..
ileride dergiler , kitaplar yayınlaman dileğiyle..yolun acık olsun...
ileride dergiler , kitaplar yayınlaman dileğiyle..yolun acık olsun...
burak kızıl
12 Ağustos 2008 06:43 | istanbul
Kendini cam bir fanusa kapatmış , durmadan yazıyor mu bu kadın?İnsan mı, yaşıyor mu, gülüyor mu? Yazılarını okuduğum ilk günden beri bana aramızdan biri değilmiş hissini verdi.Zaman zaman yazılarına yaptığım yorumlara verilen kibar bir teşekkür cevabı. Kimi zamansa cam fanusuna dönüp suskunluk anları.
Evren senin için çok güzellikler hazırlamış sevgili yazar.
Şiirle kal...
Evren senin için çok güzellikler hazırlamış sevgili yazar.
Şiirle kal...
Arda
12 Ağustos 2008 01:45 |
kelımeler onemlı olunca bunu herkese dıyemıyor ınsan ama bu gece bır şey farkettım gercek dostum denebılecek bır ınsan ... nıye bu kadar gec fark ettım ...kımseye guvenmemeyı cok once kazanmıs oldugumdan galıba... sin beni bazen yanında isteyen ve aynı benim gibi bazen istemeyen insan.evet ben bu insana değer veriyorum ama niye uzak kalıyoruz dedm tekrar. Sin ... duyguları ıle yasayan insan... duygulari ile secen ve bu surede sarılabilen insan... ilk kez bugun bunu dusunmedıgımı de farkettım sin duygularını sactıgı zamanlarda ben de sacıyordum ... kimi zaman sacma konusunda abartıp ya da hic 1 karsilik olmadan sactıgımın farkına varıp afallıyordum ... sin de... sonra bi beyin firtinası oldu kelimelerle burda sayfalar alcak gecmisti karsilastirdigim ve ....
dedimki evet sin
sin benim sin de ben ... kimi zaman uzaklarda kendi basına acı tatlı hayatla bogusan kimi zaman yalnizlktan korkup konusamadan dostlarına bakan
ya ben burda yazıyorum ki siz okuyanlar dediklerimi anlamasanizda değerli 1 insandan ve ona cıdden değer verdiğimi farkedisimden bahsettiğimimi bilin diye ... geri kalani sin anlar
kelimeler konusurken de bana yetmez yazarken de yetmedi dusuncelerım en azından elımden hızlı ıdı ya da ellerım cok yavas
dedimki evet sin
sin benim sin de ben ... kimi zaman uzaklarda kendi basına acı tatlı hayatla bogusan kimi zaman yalnizlktan korkup konusamadan dostlarına bakan
ya ben burda yazıyorum ki siz okuyanlar dediklerimi anlamasanizda değerli 1 insandan ve ona cıdden değer verdiğimi farkedisimden bahsettiğimimi bilin diye ... geri kalani sin anlar
kelimeler konusurken de bana yetmez yazarken de yetmedi dusuncelerım en azından elımden hızlı ıdı ya da ellerım cok yavas
Tunayy
11 Ağustos 2008 21:46 | Antalya
sinemcim henüz yüzyüze oturup sohbet edemesekde senin yaptığın işler içinn gerçekleştirmekte olduğun çalışmalar için ne kadar çok uğraş verdiğini biliriyorum az çok! çoğu zamanınıda bunlar için harcıyosun eminim! bence oldukça iyisin 

egemen
11 Ağustos 2008 12:07 | istanbul
sinemcim sen hep neşe dolu hayatı deli dolu yaşamayı bilen yalnızca kendınle sınır tanımayıp etrafındaki insanlarıda hayata bağlayan cana yakın çok tatlı bir kişilik oldun gözümde.Ne olur hep öyle kal kendi agırlıgından taviz verme olması gerektıgı gıbısın zaten bunda kuşkun olmasın hicbir zaman.seni seviyorum şimdilik hoscakal görüşmek üzere cnmm...
hakan
11 Ağustos 2008 10:47 | istanbul
aslında hiç görüşmeden hep görüştüğüm birisine.. kelimeleri kullanabilmene imreniyorum
o yüzden hep anlık görüştük sokaklarda
kalemini hiç kaybetme ki imrenmeye devam
edebileyim yine.
o yüzden hep anlık görüştük sokaklarda
kalemini hiç kaybetme ki imrenmeye devamedebileyim yine.

sandi
11 Ağustos 2008 10:47 | istanbul
oralarda birilerinin hayata dair kıvranmalarını sözcüklere dökmesi her zaman heyecanlandırıor beni.hele bu kişi bu işi yaparken gerçekten yetenekliyse bu heyecanım daha da artıyor..
Erdal BABÜR
11 Ağustos 2008 09:58 | İstanbul
kalem ruhun kendisidir... kağıt ise aynası.. ne varsa yansıtır insanın yüzüne... yazılarını okumaya başlarken nasıl bittiğini anlayamıyor insan. yani bir parkur bir engel yok okuma boyunca.. yaşatıyor aynı duyguları...kağıdı buruşturmuyor kalemi boğmuyorsun.. serbest bırakıyorsun. çünkü o nasıl davranacağını bilir iyi bir yazarın elinde... tebrikler başarılar...
ata
11 Ağustos 2008 09:49 | ankara
Türkiye'nin yeni, güçlü kalemlerinden biri daha işte. Her şeyiyle tabuları yıkan bir isim. Kadın şairlerin ve yazarların azlığından yakınılan ve genelde erkek şairlerin, yazarların büyük ve kalıcı isimler olarak kabul edildiği ülkemizde ismin büyük harflerle yazdıracak olan yazarımız. Yolun hep açık olsun Sinem Sal. Yüreğinin sesini kağıtlara dinletmekten vazgeçme.
Gulsah Dursun
10 Ağustos 2008 23:58 |
Doğum gününde uğruna amatör cümleler karaladığım şair(tek) kadın;
Sana bu yazıyı anlaşılmaz bir hikayeyle tanıştığın falındaki o küçük, esmer kız yazıyor..
Ve o esmer kız seni tandıktan sonra der ki;
küçücük bedenlere sığ sevgiler yaşatmamalı, küçücük ellere kırık kalper verilmemeli ve küçücük ayaklar sevdiği bir şehri asla terketmemeli. Aksi olursa "aşk olsun sinem, aşk olsun..."
Sana bu yazıyı anlaşılmaz bir hikayeyle tanıştığın falındaki o küçük, esmer kız yazıyor..
Ve o esmer kız seni tandıktan sonra der ki;
küçücük bedenlere sığ sevgiler yaşatmamalı, küçücük ellere kırık kalper verilmemeli ve küçücük ayaklar sevdiği bir şehri asla terketmemeli. Aksi olursa "aşk olsun sinem, aşk olsun..."
eren uyur
10 Ağustos 2008 23:02 | istanbul
Sinem Sal...
Bu isim bana çok şey kattı yazıları ile. Her zaman sevecen ve iyi yürekli oldun. Kelimelerden kurduğun dünyada iyiliğe dair oldu her şey ve ben kelimelerle bu kadar iyi oynayan bir ikinci insana daha rastlamadım.Her şey güzelliğin gibi güzel olsun.Bir gün yazdığın öykünün içindeki hayatta yaşaman dileğiyle "şair kadın"
Bu isim bana çok şey kattı yazıları ile. Her zaman sevecen ve iyi yürekli oldun. Kelimelerden kurduğun dünyada iyiliğe dair oldu her şey ve ben kelimelerle bu kadar iyi oynayan bir ikinci insana daha rastlamadım.Her şey güzelliğin gibi güzel olsun.Bir gün yazdığın öykünün içindeki hayatta yaşaman dileğiyle "şair kadın"
barbicapra
10 Ağustos 2008 22:23 | ist:D
sin ne yazılabilir buraya senin hakkında bilmiyorum...Senin kadar insanları anlamaya calısıp yaninda olan bi insan daha gormedim ben bunu butun ictenligimle soyleyebilirim. En kotu gunlerimde seni saatlerce esir ettigim zamanları hatırlıyorum da :D
sen her seye degersin ... Sen niye bu kadar iyi niyetlisin ki :D keşke birazcik daha vurdumduymaz olabilseymissin hayat senin icin cok daha kolay olurmus... Ama o zamanda elindekilerin kıymetini bu kadar iyi bilmezdin... cok vefalı birisin. ee birazda mm şeyy hatta fazlasıyla duygusal olman da cabası sanırım
) Her seyimsin sen yaa.. Hani soyleyecek kelimelere dokucek daha iyi bir kelime bulamiyorum...
sen her seye degersin ... Sen niye bu kadar iyi niyetlisin ki :D keşke birazcik daha vurdumduymaz olabilseymissin hayat senin icin cok daha kolay olurmus... Ama o zamanda elindekilerin kıymetini bu kadar iyi bilmezdin... cok vefalı birisin. ee birazda mm şeyy hatta fazlasıyla duygusal olman da cabası sanırım
) Her seyimsin sen yaa.. Hani soyleyecek kelimelere dokucek daha iyi bir kelime bulamiyorum...
mehmet asım erdogmus
29 Temmuz 2008 22:12 | İstanbul
sinemciğim güzel site...
tebrik ederim.
bol okunmalar!
tebrik ederim.
bol okunmalar!
40
Ziyaretci Defteri Kayitlari
Ziyaretçi Sin